![]()
![]()
YOLCULUK
En uzak mesafe neresi? Oraya, o en uzak yere gitmek geliyor içimden. Bu amaçla karayolları haritasını, turizm rehberini, hesap makinemi ve pusulamı alıp işe koyuluyorum. Bavullarım henüz boş, nereye gitmek istersem ve yanımda kimler gelmek isterse o zaman hazırlayacağım. Önümde iki aylık bir zamanım var, bu zamanı dolu dolu yaşamak istiyorum.
Önce haritada, bulunduğum yere kocaman bir çarpı işareti koyuyorum. Sonra turizm rehberini açıp bu güzel ülkemin gidilecek, gezilecek yerlerini buluyor, haritada işaretliyorum. Ve başlıyorum hesap yapmaya... Kaç kilometre, nerede kalınır, nereler görülür, neler yenir, ne kadar benzin yakılır?...
Oku, çiz, hesapla... Oku, çiz, hesapla... Soru işaretleri, soru işaretleri, soru işaretleri... Neredeyse bütün taşlar tanıdık, bütün yollar bildik!.. İçimde, yeniden görecek olmanın buruk sevinci!...
Hayır, en uzak mesafeyi bulamadım. Pusula da yardımcı olmuyor bana, fırıl fırıl dönüyor…
Elimi kaldırıyorum, Sümela Manastırı’na dokunuyor, diğer elimde Hoşap Kalesi, esrarengiz ve asi. Ayder Yaylası’ndan süzülüp, Ihlara Vadisi’nde yorgunluğumu atıyor, Adana’da bir bardak şalgam suyuyla kendime geliyorum. Mardin’de taş binalara, Nemrut’ta Güneş’e gülümsüyorum. Kız Kalesi’nde gençliğim, Kız Kulesi’nde sevdiğim çıkıyor karşıma. Altınoluk’ta oksijen molası verip, Pamukkale’de düğünümüzü yapıyoruz. Saklıkent’te el ele, Asklepion’da nefes nefese, hırsından çatlar mı Kleopatra, seni görünce?.. Abant’ı görseydi Poseidon, böyle çılgın olur muydu? Ellerini açıp göklere, Selimiye’de kahrından duaya durur muydu? Tahta ata atlayıp, soluğu Hakkâri’de alıyorum. Kardelenlerin en güzelini Tanin Tanin’de kokluyorum.
Ege’de çöp şiş, Kastamonu’da etli ekmek, Urfa’da acılı kebap, çiğköfte üzerine, Siirt’te perde pilavı kaşıklayıp, Kırkağaç’ta kavun, Malatya’da kayısı, Tire’de karpuza doyuyorum. Antep’in baklavasına, Afyon’un kaymağını koyuyor, Bursa’da kestane şekerlerine Maraş’ın dondurmasını ekliyorum.
Çanakkale’de Ece Ayhan, Bodrum’da Balıkçı çıkıyor yoluma, karşıcı... Ağır bir Ege havası çalıyor radyoda, dizlerimizi yere birlikte vuruyor, “Akçakızın Göçü”nü birlikte söylüyoruz. Çökertme’de kaymakama kızıyor, Ormancı’da hep birlikte aman çekiyoruz. İzmir’e Kamalı Zeybek’le giriyor, vuruluşuna yanıyoruz.
Öykülerde yükseliyor Sait Faik’in sesi, “Hişt! Hişt!” diye sesleniyor. İnsanı kendine getirircesine!.. Anlıyorum! En uzak mesafe, insanın kendisine olan mesafedir. Kendime başlıyor yolculuğum! Bir tutam Kafka alıyorum yanıma, bir tutam Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Joys, Borges, Sartre... Ve Freud, ve From... Bir tutam Geçtan, bir tutam Cüceloğlu, bir tutam Dökmen... Ve İnam, ve Edgü ve, ve... Yeteri(!) kadar kağıt, yeteri(!) kadar kalem!..
Üç çiçek gülümsüyor gecelerden. Sabaha karşı dokunup pencerelerime, yüreğimden süzülüp geliyor size. Sevgilerimle!..
İrfan MUTLUER
11.10.2002 - TİRE