Giz

Giz

Geride kalan "giz"di, / öncesinde oduğu gibi... / her giz bir tül / aralayıp bakamadığımız / her tül bir çığlık / sessizliğimize gömülü. / ses(siz)lik gizin diğer yüzü!

PAZAR GECESİ HATIRALARI

14.6.2009
Kategori: siir

PAZAR GECESİ HATIRALARI

 

 

                                        Enis FOSFOROĞLU ustaya, saygıyla…

 

Birazdan başlayacak,

Enis Fosforoğlu ile yüz yirmi dakika.

İsterseniz televizyonunuzu kapatıp

Buyurun radyoya.

Sıcacık sesiyle, merhaba diyecek usta.

Siz de anlayacaksınız, farklı bir ortan var burada.

Saatler duracak bu arada,

Zaman, kuantum boyutta.

 

İlk şarkı ısıtırken içimizi,

Belki Üsküdarlıdan gelecek

İlk merhabanın sesi.

 

Yoklamada herkes tamam.

İstanbul, İzmir, Antalya..

Balıkesir, Afyon derken…

İkinci iletiler kovalayacak birbirini

Bu arada ustanın dilinden

Dökülüverecek hayatın incileri.

Hem gülecek, hem düşüneceğiz

Vallahi biz bu programı çok seveceğiz.

 

Kaç yıl oldu, sayısını unuttum

Radyo çocuğu vardı bir zamanlar,

Bir de ustalardan şiirler.

Eee, hayat bu; çocuklar büyüdü,

Ustalar telife takıldı.

Ustayla yüz seksen dakika

Yüz yirmi dakikayla sınırlandı.

Fakat kozmik zaman bu sınır tanımaz,

Yüz yirmi dakikaya ne aylar,  ne yıllar sığmaz!

 

İşte başladı program

Merhaba, dedi usta.

Künyeyi saydıktan sonra

Emre Altuğ ilk sırada.

“Sensiz olmuyor” dedi, sanki biliyormuş gibi.

Vallahi olmuyor Enis Usta,

Sensiz bir Pazar gecesi.

Diğer gecelerin yok böyle neşesi.

 

Şiirler çıktı yola,

Ustanın sesinde ısınacak,

Son şiirde yüreklerimize

Sevgili Berran Yalçın dolacak.

 

Jale merhaba diyecek, hafif takılacak,

Enis Usta bu, lafı her zaman

Tam yerine koyacak.

 

Nurcan, Mehmet Akif, Alper derken…

Mustafa Eren seslenir Didim’den.

Çoktandır yazmadınız Neşe Hanım,

Haftaya bir merhaba da bekleriz sizden.

 

Künyeye yetişmek kolay mı?

Enis Usta ile yüz yirmi dakika bu,

Denizler, okyanuslar aşacak…

Sınır ötesinden programa

Merhabalar yağacak.

 

Bir merhaba da sevgili Seçkin Viter’e,

O da bir yerlerden bizi dinliyor elbette.

Gönül frekansı bu, ulaşır her yere.

 

Affınıza sığınarak, birkaç satır karaladım.

Bu gece kozmik boyutta çoktan yerimizi aldım.

 

İrfan Mutluer

Haziran 2009 - TİRE

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SENİ BEN ÖNCE DÜŞLERİMDE SEVDİM

18.2.2007
Kategori: siir

 

 

SENİ BEN ÖNCE DÜŞLERİMDE SEVDİM

 

Söylenmemiş bir şarkıydın,

Bir filmdin çevrilmemiş,

Ayaza durmuş bir karanfildin,

Düşlerimdin sen, solmayan.

Seni ben önce düşlerimde sevdim.

 

Bir papatyanın son yaprağı

Koparsam sabah olacak.

Kapımızdaki boş şişeleri alacak sütçü

Yerine yenilerini koyamayacak!

 

Okunmamış bir öykü,

Yazılmamış bir şiir…

Zifiri karanlıkta oynanan bir oyun…

Her gece yeniden başlaması bir anaforun.

Her gece yıldızları üzerime serdim.

Seni ben önce düşlerimde sevdim

Seni ben böyle sevdim.

 

İrfan MUTLUER

TİRE – Şubat 2007

 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SEVGİLİYE

24.11.2006
Kategori: siir

Sen orada dururken geceye yaslanıp,

Ben içimden sözcükler söküyorum.

Temizleyip kanlarını, allayıp pullayıp,

Yüreğime adını yazıyorum.

 

İrfan MUTLUER

14. Şubat . 2004 - Tire

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

KANAYAN!!!

30.10.2006
Kategori: siir

 

Sen de anlat doğduğun yerleri

            Anlat biraz...

                            ( C. Külebi )

 

Bir zamanlar

bahçemizde tavuklarımız,

  kapımızda köpeğimiz,

    gölgesinde dinlendiğimiz

       badem ağaçlarımız vardı.

 testimizde suyumuz,

  tel dolabımızda

    köpüklü ayranımız,

 sabahları erkenden uyandıran

  horozlarımız,

     yüzümüzü yıkadığımız tulumbamız,

       gülümseyen annemiz,

                        babamız,

           güvenebileceğimiz komşularımız vardı.

oyunlarımız vardı

       bizim kadar gerçek olan,

düştüğümüzde kaldıracak,

       kanayan dizlerimizi saracak

                arkadaşlarımız vardı.

kuruşla alabildiğimiz gazozumuz,

      çürümeyen cikletimiz,

            tadına doyamadığımız

                  macun şekerimiz,

 markasız gömleğimiz,

      markasız pantolonumuz,

            markasız potinimiz,

 doyasıya oynadığımız yeşil alanımız,

    peşinde koşturduğumuz çemberimiz,

        telden arabalarımız,

             tertemiz göklere salınan uçurtmalarımız,

 titrek alevi,

    arada bir patlayan şişesiyle

         gaz lambamız,

pilleri de kendisi gibi iri

    kocaman radyomuz,

hayallere daldığımız radyo piyesleri,

    neşeyle takıldığımız taraftarlarımız vardı.

 

Bir zamanlar

    dostluk,

        arkadaşlık,

             sevgi vardı.

Gülümseyen yüzümüz,

    aynadan korkmayan gözlerimiz vardı...

 

Şimdi yabancılaştık.

Her yanımızı

      kanayan yaralar sardı.

 

İrfan MUTLUER

Ekim 2002 - TİRE

 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

YETER Kİ KENDİNE YALNIZ OLMASIN İNSAN

30.10.2006
Kategori: siir

Caddelerini bir başıma dolaştığım şehir,

Yapraklarına sığındığım ulu çınar,

Ceviz ağacı,

Gelincik,

Ve papatyalar...

Şiirlerime sığdıramadığım gece,

Geceye sinmiş sigaramın kokusu,

Penceremde ışıldayan yıldızlar ve Ay!

Ve sazımın kopan bam teli,

Yüreğimde sevdalar...

Elimi uzatsam saçlarına,

Başımı kaldırsam,

Gözlerine dokunacağım sevdiğim...

Bu şehirde yalnız değilim.

 

Yeter ki,

Kendine yalnız olmasın insan.

Hiç bir yerde,

Hiç bir zaman.

 

İrfan MUTLUER

Temmuz.2002 - TİRE

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı