"En Uzun Gece" Üzerine

2006-10-08 12:52:00

Bilindiği gibi 08.09.2005 Perşembe günü Alkım Yayınevi tarafından (rekor sayılacak bir baskıyla) Ahmet Altan’ın “En Uzun Gece” adlı romanının dağıtımı yapıldı. Dağıtımdan önce de basında reklâmları yer aldı. Her ne kadar roman bize henüz ulaşmamış olsa da yazımız “En Uzun Gece” üzerine. Bir eserin sanat eseri olabilmesi için gerekenleri sıralayacak değilim ama yazarın tek bir eseri sanat eseri olabilir düşüncesindeyim. Bunun örneklerini de verebiliriz: “Osman Cemal Kaygılı – ÇİNGENELER” Çingeneler yazarın tek eseridir, sanat eseridir. Osman Cemal Kaygılı ünlü bir yazar mıdır? Hayır. Günümüzün popüler kültür okurlarına göre ise hemen hiç bilinmeyen bir isimdir. Yukarıdaki örneği özellikle verdim! Yazarın sanat eseri ortaya koyabilmesi için bir Orhan Pamuk, bir Yaşar Kemal, bir Attila İlhan (...) kadar ünlü olması gerekmiyor. (Gene biliyoruz ki pek çok sanat eseri yayım sorunu yaşamaktadır.) Yazar, eleştirmen Cavit Yıldırım’ da Gösteri, Sanat Olayı, Temmuz, Karşı Edebiyat, Dönem, Dönemeç, Edebiyat 81, Yaba/Öykü, Gençlik Dünyası, Kıyı dergilerinde yazdı. Homeros dergisini çıkardı. Dönemin bir çok yazarıyla sıcak ilişkiler kurdu, yılarca yazıştı. Sevgili Attila İlhan ağabey, gençlik yıllarından tanıdığı (Karşıyaka vapur iskelesinde beklerdim A. İlhan’ı, evine kadar birlikte yürür, hep edebiyat üzerine konuşurduk. [C. Y.’nin kendi ifadesi]) Cavit Yıldırım’a Sanat Olayı’nda “hoş geldin” dedi, yeni bir eleştirmenin gelişini öven dizeleriyle. Yayın yönetmenliğini Erhan Bener’in yaptığı Sanat Rehberi Dergisi’nin 1984 yılında açmış olduğu eleştiri yarışmasında “YALANCI ŞAFAK’ta Anlatım Teknikleri ve Bir Praksis Olarak: CİNSELLİK” adlı eleştirisiyle birinci oldu. Cavit Yıldırım sıkı eleştirmendi. Ağustos 1987 de Sanat-Koop yayınlarından ilk kitabı (roman) çıktı. Ocak 1988 de kitap ikinci baskıyı yaptı. O yıllarda katıldığı roman yarışmasını da sanırım sevgili... Devamı

Romanda ve Öyküde Teknik Arızalar

2006-09-29 23:05:00

Merhaba, “Roman türü çok dikkatli bir okur ister; öykü ise sadece bu dikkatin süresiyle romandan ayrılır. Bu türlerdeki teknik arızaları bulup çıkarmak hele usta eleştirmenler için işten bile değildir. Gelgelelim eleştirinin en zor yönü, bu sanatsal türlerin içeriğine ilişkin değerlendirmelerde, yargılarda ortaya çıkar.” Sözleriyle başlıyor Cavit Yıldırım, “Romanda ve Öyküde Teknik Arızalar” başlıklı yazısına. Aşağıya sevgili hocam Cavit Yıldırım’ın “Romanda ve Öyküde Teknik Arızalar” başlıklı yazısını alıyorum. İstiyorum ki, yazmaya gönül vermiş arkadaşlar romanda ve öyküde ne tür teknik hatalar var, okusunlar ve kendi yazıları ile karşılaştırsınlar. Ayrıca (ki en önemli özellik bu) burada adı geçen yazarlar yurdumuzun ve dünyanın önde gelen yazarları, onlar bu hataları yaptıklarına göre biz kendi yazılarımızdan hiç, ama hiç utanmayalım. Hele ilk yazılarımızdan… Emeklenmeden yürünmüyor çünkü!.. Çok şey mi istiyorum?.. Saygılarımla… İ.M. (Tire- Ağustos 2006) 1 - Romanda ve Öyküde Teknik Arızalar Roman türü çok dikkatli bir okur ister; öykü ise sadece bu dikkatin süresiyle romandan ayrılır. Bu türlerdeki teknik arızaları bulup çıkarmak hele usta eleştirmenler için işten bile değildir. Gelgelelim eleştirinin en zor yönü, bu sanatsal türlerin içeriğine ilişkin değerlendirmelerde, yargılarda ortaya çıkar. Gorki, Lenin’le buluştukları bir gün “Ana’nın yetersizliklerinden sözetmeye başlamıştı. Hem de Lenin daha kitap basılmadan, manuskript halinde onu L. P. Ladiçnikov’dan alıp okumuş.” (1) diye anlatır. Lenin’in, ... Devamı