YOLCULUK

2007-01-28 22:25:00

                YOLCULUK           En uzak mesafe neresi? Oraya, o en uzak yere gitmek geliyor içimden. Bu amaçla karayolları haritasını, turizm rehberini, hesap makinemi ve pusulamı alıp işe koyuluyorum. Bavullarım henüz boş, nereye gitmek istersem ve yanımda kimler gelmek isterse o zaman hazırlayacağım. Önümde iki aylık bir zamanım var, bu zamanı dolu dolu yaşamak istiyorum.          Önce haritada, bulunduğum yere kocaman bir çarpı işareti koyuyorum. Sonra turizm rehberini açıp bu güzel ülkemin gidilecek, gezilecek yerlerini buluyor, haritada işaretliyorum. Ve başlıyorum hesap yapmaya... Kaç kilometre, nerede kalınır, nereler görülür, neler yenir, ne kadar benzin yakılır?...          Oku, çiz, hesapla... Oku, çiz, hesapla... Soru işaretleri, soru işaretleri, soru işaretleri... Neredeyse bütün taşlar tanıdık, bütün yollar bildik!.. İçimde, yeniden görecek olmanın buruk sevinci!...          Hayır, en uzak mesafeyi bulamadım. Pusula da yardımcı olmuyor bana, fırıl fırıl dönüyor…          Elimi kaldırıyorum, Sümela Manastırı’na dokunuyor, diğer elimde Hoşap Kalesi, esrarengiz ve asi. Ayder Yaylası’ndan süzülüp, Ihlara Vadisi’nde yorgunluğumu atıyor, Adana’da bir bardak şalgam suyuyla kendime geliyorum. Mardin’de taş binalara, Nemrut’ta Güneş’e gülümsüyorum. Kız Kalesi’nde gençliğim, Kız Kulesi’nde sevdiğim çıkıyor karşıma. Altınoluk’ta oksijen molası verip, Pamukkale’de  düğünümüzü yapıyoruz. Saklıkent’te el ele, Asklepion’da nefes nefese, hırsından çatlar mı Kleopatra, seni görünce?.. Abant’ı görseydi Poseidon, böyle çılgın olur muydu? Ellerini açıp göklere, Selimiye’de kahrından duaya durur muydu? Tahta ata atl... Devamı

SEVGİLİYE

2006-11-24 23:57:00

Sen orada dururken geceye yaslanıp, Ben içimden sözcükler söküyorum. Temizleyip kanlarını, allayıp pullayıp, Yüreğime adını yazıyorum.   İrfan MUTLUER 14. Şubat . 2004 - Tire Devamı

KANAYAN!!!

2006-10-30 20:37:00

  Sen de anlat doğduğun yerleri             Anlat biraz...                             ( C. Külebi )   Bir zamanlar bahçemizde tavuklarımız,   kapımızda köpeğimiz,     gölgesinde dinlendiğimiz        badem ağaçlarımız vardı.  testimizde suyumuz,   tel dolabımızda     köpüklü ayranımız,  sabahları erkenden uyandıran   horozlarımız,      yüzümüzü yıkadığımız tulumbamız,        gülümseyen annemiz,                         babamız,            güvenebileceğimiz komşularımız vardı. oyunlarımız vardı        bizim kadar gerçek olan, düştüğümüzde kaldıracak,        kanayan dizlerimizi saracak                 arkadaşlarımız vardı. kuruşla alabildiğimiz gazozumuz,       çürümeyen cikletimiz,             tadına doyamadığımız                   macun şekerimiz,  markasız gömleğimiz,       markasız pantolonumuz,             markasız potinimiz,  doyasıya oynadığımız yeşil alanımız,     peşinde koşturduğumuz çemberimiz,         telden arabalarımız,              terte... Devamı

YETER Kİ KENDİNE YALNIZ OLMASIN İNSAN

2006-10-30 20:36:00

Caddelerini bir başıma dolaştığım şehir, Yapraklarına sığındığım ulu çınar, Ceviz ağacı, Gelincik, Ve papatyalar... Şiirlerime sığdıramadığım gece, Geceye sinmiş sigaramın kokusu, Penceremde ışıldayan yıldızlar ve Ay! Ve sazımın kopan bam teli, Yüreğimde sevdalar... Elimi uzatsam saçlarına, Başımı kaldırsam, Gözlerine dokunacağım sevdiğim... Bu şehirde yalnız değilim.   Yeter ki, Kendine yalnız olmasın insan. Hiç bir yerde, Hiç bir zaman.   İrfan MUTLUER Temmuz.2002 - TİRE   ... Devamı

ADINI SUYA YAZDIM

2006-10-30 20:31:00

    Adını suya yazdım ve sonra ağladım. Hadi kes kanayan sudaki adını, o ince, o narin, o uzun parmaklarında tutuğun makasla, o en ince, o en hassas yerinden kes. Bana ait ne varsa, bırak geride kalsın. Sen tertemiz adını al. Kes, hadi kes, adını incitmeden ve beni kahretmeden kes.   Adını suya yazdım ve sonra ağladım. Eski bir zamandı, yaşlı bir vapurdaydım. Sen yoktun yanımda, başkaları da yoktu. Rotayı kaptan bile bilmiyordu, ben biliyordum. Bir ben vardım güvertede, bir de adın. İçim sıra yineliyordum adını. Nereden bilebilirdim, bir gün adını suya yazacağımı...   Anladım, seni ilk gördüğüm anda anladım. Akasyalar seni açacaktı, bahçemizde senin kokun yayılacaktı. Ben deli olacaktım koklamaktan seni, sen koklanmaktan utanmayacaktın. Ben kapayacaktım gözlerimi, damarlarımda sen dolaşacaktın. Güneş kaybolacaktı akşamlarda, sen benimle kalacaktın.   Yaşadım, Aşkların en güzelini yaşadım. Gel-gitlerden uzak, tek kutuplu bir aşk yaşadım. Kral sofralarından kalma, altın kadehlerde yudumladım aşkın iksirini. Yudum yudum, damla damla seni yaşadım.   Sevdim, Hiç kimseyi sevmediğim kadar çok sevdim seni. Tüm hayatımı sana adayacak kadar çok... Acıları gömüp yüreğime, Sana acısız bir yürekle gelecek kadar Çok sevdim.   Acıların içinden çekip almıştım seni, hatırlıyor musun? Kanayan yüreğini, yırttığım gömleğimle ben sarmıştım. Bir ömür boyu Seni tüm acılardan saklamıştım. Ama şimdi, Şimdi ayakta duracak halim yok. Yorgunum, bitkinim, ve çaresizim. A... Devamı