PAZAR GECESİ HATIRALARI

2009-06-14 23:22:00

PAZAR GECESİ HATIRALARI                                             Enis FOSFOROĞLU ustaya, saygıyla…   Birazdan başlayacak, Enis Fosforoğlu ile yüz yirmi dakika. İsterseniz televizyonunuzu kapatıp Buyurun radyoya. Sıcacık sesiyle, merhaba diyecek usta. Siz de anlayacaksınız, farklı bir ortan var burada. Saatler duracak bu arada, Zaman, kuantum boyutta.   İlk şarkı ısıtırken içimizi, Belki Üsküdarlıdan gelecek İlk merhabanın sesi.   Yoklamada herkes tamam. İstanbul, İzmir, Antalya.. Balıkesir, Afyon derken… İkinci iletiler kovalayacak birbirini Bu arada ustanın dilinden Dökülüverecek hayatın incileri. Hem gülecek, hem düşüneceğiz Vallahi biz bu programı çok seveceğiz.   Kaç yıl oldu, sayısını unuttum Radyo çocuğu vardı bir zamanlar, Bir de ustalardan şiirler. Eee, hayat bu; çocuklar büyüdü, Ustalar telife takıldı. Ustayla yüz seksen dakika Yüz yirmi dakikayla sınırlandı. Fakat kozmik zaman bu sınır tanımaz, Yüz yirmi dakikaya ne aylar,  ne yıllar sığmaz!   İşte başladı program Merhaba, dedi usta. Künyeyi saydıktan sonra Emre Altuğ ilk sırada. “Sensiz olmuyor” dedi, sanki biliyormuş gibi. Vallahi olmuyor Enis Usta, Sensiz bir Pazar gecesi. Diğer gecelerin yok böyle neşesi.   Şiirler çıktı yola, Ustanın sesinde ısınacak, Son şiirde yüreklerimize Sevgili Berran Yalçın dolacak.... Devamı

e-mail

2009-06-14 17:15:00

imutluer@hotmail.com Devamı

İMGELERİN PARÇALANMASI KURAMI – 2

2007-11-09 01:16:00

İMGELERİN PARÇALANMASI KURAMI – 2   Biz, baştan beri insanoğlunun dört imge kategorisiyle düşündüğünü, nesnel ve öznel dünyayı bunlarla yorumlamaya çalıştığını vurguluyoruz. Bu kategorilerden öne geçen “dinsel” olanıdır.   Niye böyle düşünüyoruz. Çağımızın en önemli psikologlarının yorumlarına biraz önem verir, incelersek kolayca her şey anlaşılır.   Eric Fromm, “Psikanaliz ve Zen Budizm” adlı yapıtında “Varoluş Sorunu” nun dinsel boyutuna ayrıntılı bir açıklama getirmiştir. Fromm, “Din, İnsanın Varoluş Sorunu’na verdiği biçimsel ve özenle ayrıntılandırılmış bir yanıttır. (...) En ilkel dinler bile başka kimselerle birlik olmanın verdiği güven ve akla yatkın olma duygusu yaratır.” diyor.   Türkiye gibi ülkelerde halk “Varoluş Sorunu” nu genelde gelenek, görenek, töre ve sıradan inançlarla çözüyor.   Fromm’un şu tespitine tamamen katılıyoruz ve kendilerini laik, demokrat, ilerici, dinci sayanların bilmesini istiyoruz: “... Kendisine sorulan bu soruya –Varoluş Sorunu- na kulak veren, bu soruyu her şeyden daha önemli bir şey olarak üstlenen ve bu soruya yalnız düşünceyle değil, varlığının bütünlüğüyle bir yanıt bulmaya çalışan kimse, dinsel bir kimsedir; böyle yanıtlar arayan, öğreten ve aktaran bütün sistemlere “din” denebilir. Öbür yandan Varoluş Sorunu’na kulaklarını tıkayan her insan, her kültür, dine karşıdır”.   Birey olarak her insanın   bir görünen, bir de görünmeyen (gizli) bir dini vardır. Beş vakit namazında niyazında bir insanın görünen dini müslümanlık olabilir; ama aynı bireyin tüm varlığı metalar ve kar dünyasına yönelmişse, onun gizli dini-imanı “para” dır. O insanın Varoluş Sorunu’nu kar-para kaplamıştır.   Eğer birey, toplumun bilinciyle-istekleriyle, töreleriyle ters düşmüşse ve bu ters düşüşünü bir kuram haline getirmişse, kendi kendine kişisel bir din edinmişti... Devamı

İMGELERİN PARÇALANMASI KURAMI - 1

2007-11-09 01:13:00

            İMGELERİN PARÇALANMASI KURAMI - 1                 İmge nedir; Peygamberlerin, sanatçıların, politik liderlerin, bilim adamlarının nesnel dünyadan önce onların bilinçlerine, sonra da alıcılara özgün biçimlerle yansıyan, gerçekliğin bazan tamamlanmış, bazan eksik, bazan da yanlış, çarpık, ayakları yere basmayan düşünsel, sanatsal, bilimsel, politik ve dinsel bir tablodur.   Çünkü şimdiye dek nesnel dünya dört biçimde kavranmıştır: Dinsel, sanatsal, politik ve de bilimsel imgelerle... Tüm bu kavrama biçimleri doğru diyalektiği içerdiği gibi yanlış olanı da içermiştir.   Madem ki dünya , şimdiye dek, Dinsel – Sanatsal – Politik ve Bilimsel olarak kavranmış; o halde, dört temel imge kategorisi var olmuştur. Bu imgeler, gelişme aşamalarına göre, zaman zaman yek diğerinin yapamadığını yapmış, gerçekleştiremediğini gerçekleştirmiştir.   Bu dört imge kategorisi arasında çağlar boyunca kanlı savaşlar oluşmuştur. Bilimsel imge, kendi gelişme süreci içinde çok acı çekmiş, zulme uğramıştır. Hal böyleyken,dinsel imgenin de acıdan ve zulümden payını almadığını söyleyemeyiz. O da kendi gelişmesini dayatabilmek için acıdan ve zulümden payını almıştır.   Tarihi gelişimin özel anlarında, ortaya çıkan güçlü, parlak görünen, cazibesi süper imgeler hem yaratıcılarını, hem de kitleleri peşinden sürüklemiş yeni liderler, dinler, uygarlıklar, yapıtlar, yeni buluşlar meydana getirmiştir.   Tarih boyunca imgeler çarpışmış, zaman zaman da uzlaşma noktaları aramışlardır. Dinsel imgeler, çözümsüz kaldıkları, güçsüz oldukları yerlerde, bilimsel-politik-sanatsal imgelere ödün vermekten çekinmemiştir.Aynı tavrı diğer imge türlerinde gözlemek olasıdır.   Bu duruma somut durumun somut yorumuna göre, insanoğlunun bütünsel bir dünya imgesi yoktur. Çünkü binlerce yıldır parçalanmış bir imgeler dünyasında yaş... Devamı

SENİ BEN ÖNCE DÜŞLERİMDE SEVDİM

2007-02-18 12:14:00

    SENİ BEN ÖNCE DÜŞLERİMDE SEVDİM   Söylenmemiş bir şarkıydın, Bir filmdin çevrilmemiş, Ayaza durmuş bir karanfildin, Düşlerimdin sen, solmayan. Seni ben önce düşlerimde sevdim.   Bir papatyanın son yaprağı Koparsam sabah olacak. Kapımızdaki boş şişeleri alacak sütçü Yerine yenilerini koyamayacak!   Okunmamış bir öykü, Yazılmamış bir şiir… Zifiri karanlıkta oynanan bir oyun… Her gece yeniden başlaması bir anaforun. Her gece yıldızları üzerime serdim. Seni ben önce düşlerimde sevdim Seni ben böyle sevdim.   İrfan MUTLUER TİRE – Şubat 2007  ... Devamı